take it - Turco Inglés Diccionario

take it

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "take it" en diccionario turco inglés : 5 resultado(s)

Inglés Turco
General
take it v. dayanmak
I don’t know what to do, I can’t take it anymore.
Ne yapacağımı bilmiyorum, artık dayanamıyorum.

More Sentences
take it v. katlanmak
I just can't take it anymore.
Artık daha fazla katlanamıyorum.

More Sentences
Colloquial
take it v. varsaymak
I take it you know Tom pretty well.
Tom'u iyi tanıdığını varsayıyorum.

More Sentences
take it interj. al senin olsun
Take it.
Al senin olsun.

More Sentences
take it v. kabul etmek

Significados de "take it" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
take it easy interj. sakin ol
General
take it kindly v. kabullenmek
take it normally v. normal karşılamak
take it easy v. ağırdan almak
take it for granted v. bir şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek
take it personally v. üzerine alınmak
take it kindly v. hoşuna gitmek
take someone's word for it v. birinin sözüne inanmak
take it personally v. üstüne alınmak
take it out of the country illegally v. yasadışı yoldan yurt dışına çıkarmak
take it from the beginning v. baştan almak (işi/konuyu)
take it's toll on someone v. birine zarar vermek
take (it) a step further v. bir adım ileri götürmek
take it out of someone v. bütün gücünü tüketmek
take it as one's duty v. görev bilmek
take it as one's duty v. gayret etmek
take it in turns v. bir işi birisiyle dönüşümlü yapmak
take it to v. götürmek
take it as one's duty to v. görev kabul etmek
take it seriously v. ciddiye almak
plague take it! interj. allah belasını versin!
take it! interj. al sana
Phrases
what's your take on it? expr. bu konuda senin düşüncen ne?
Proverb
he can dish it but he can't take it expr. başkalarını eleştirir ama kendisinin eleştirilmesinden hoşlanmaz
you can't take it with you when you die dünya malı dünyada kalır
Colloquial
take it personal v. üzerine alınmak
take it personal v. üstüne alınmak
take it easy v. rahat takılmak
take it easy v. pek bir şey yapmamak
take it easy v. rahat olmak
take it that... v. … olarak anlamak
take it or leave it expr. ister al ister alma
take it easy! expr. takma kafana!
it'll take us a couple days to get down to there expr. oraya ulaşmamız birkaç gün sürer
it'll take you all night expr. bu bütün gecenizi alır
stay here it won't take long expr. burada kal uzun sürmez
take it back expr. sözünü geri al
take it back expr. lafını geri al
take it for a while expr. bir süre sende kalsın
take it or leave it price expr. pazarlıksız/son fiyat
take it or leave it! expr. pazarlık yok!
take it down a notch expr. ağırdan al
take it down a thousand! expr. rahat ol!
take it down a thou! expr. akışına bırak!
take it down a thou! expr. gevşe!
take it down a thousand! expr. akışına bırak!
take it down a thou! expr. sakinleş!
take it down a thousand! expr. rahatla!
take it down a thou! expr. sakin ol!
take it down a thousand! expr. sakinleş!
take it down a thou! expr. rahat ol!
take it down a thou! expr. rahatla!
take it down a thousand! expr. sakin ol!
take it down a thousand! expr. gevşe!
if you can't take it, don't dish it out expr. karşılığını kaldıramayacağın şeyleri söyleme
if you can't take it, then don't dish it out expr. duymak istemediğin şeyleri başkalarına da söyleme
if you can't take it, don't dish it out expr. duymak istemediğin şeyleri başkalarına da söyleme
if you can't take it, then don't dish it out expr. karşılığını kaldıramayacağın şeyleri söyleme
don't take it out on me expr. hırsını benden çıkarma
take it easy expr. kendine iyi davran
take it easy expr. iyi/dikkatli davran
take it easy expr. hoşgörülü/anlayışlı davran
take it easy expr. kendine dikkat et
take it easy expr. kendine iyi bak
take it easy expr. nazik davran
take it easy expr. yumuşak davran
take it easy expr. hassas davran
take it easy expr. kibar davran
take it outside expr. dışarı çıkın
take it easy expr. telaşlanma
take it easy expr. heyecanlanma
take it outside expr. dışarı çık
I take it expr. sanıyorum (ki)
I take it expr. (öyle) farz ediyorum (ki)
I take it expr. (öyle) varsayıyorum (ki)
I take it expr. (öyle) tahmin ediyorum (ki)
take it or leave it expr. teklif var ısrar yok
Idioms
it would take an act of congress to do something n. bir şeyin mümkünatının olmaması
it would take an act of congress to do something n. bir şeyin imkansız olması
take it lying down v. aşağıdan almak
take it into one's head v. kafasına koymak
take it as a matter of pride v. gurur meselesi yapmak
take the ball and run with it v. bir fikri veya planı alıp geliştirmek
take each day as it comes v. günü birlik yaşamak
take it one day at a time v. günü birlik yaşamak
take it the wrong way v. yanlış anlamak
take it on the chin v. sineye çekmek
take it on the chin v. katlanmak
take it on the nose v. sineye çekmek
take it on the nose v. katlanmak
take it upon oneself to do something v. kendine vazife edinmek
take something as it comes v. olduğu gibi kabul etmek
take it into one's head to do something v. bir şeyi yapmayı kafasına koymak
take it easy on someone v. birisine hassas yaklaşmak
take it easy on someone v. birine iyi/dikkatli davranmak
take it easy on someone v. birini üstüne varmamak
take it easy on someone v. birisine nazik davranmak
take it easy on someone v. birisine kibar davranmak
take it to one's grave v. bir sırrı mezara kadar götürmek
take it like a man v. sabırlı /metanetli olmak
take it like a man v. (bir şeye) erkek gibi katlanmak
take it in turns v. bir işi birisiyle sıra ile yapmak
take it as read v. olduğu gibi kabul etmek
take it as read v. (herhangi bir sorgulama yapmadan) doğru kabul etmek
take it for granted v. bir şeye kesin gözüyle bakmak
take it slow v. ağırdan almak
take it slow v. bir şeyi ağır ve temkinli biçimde yapmak
take it out on somebody v. sinirini birinden çıkarmak
take it out on somebody v. (sinirden) birine patlamak
take it from the top v. baştan başlamak
take it from the top v. baştan almak
take it one day at a time v. plansız yaşamak
take it one day at a time v. anı yaşamak
take it upon yourself to do something v. durumdan vazife çıkarmak
take it for granted v. değerini, kıymetini bilmemek
take it in snuff v. kızgın olmak
take it in snuff v. kırgın olmak
take it from here/there v. birinin bıraktığı yerden devam etmek/ettirmek
take it from here/there v. birinin bıraktığı yerden ele almak
take it from there v. birinden devralmak
take it from here/there v. bir şey yapıp sonrasında nasıl devam edeceğine karar vermek
take it from here/there v. bir şeyin sonucuna göre devam etmek
take it from there v. birinin başlattığı bir şeyi devam ettirmek
take it from here/there v. birinin başlattığı bir şeyi devam ettirmek
take it from here/there v. birinden devralmak
take it from there v. bir duruma göre yeni bir rota çizmek
take it from there v. birinin bıraktığı yerden ele almak
take it from there v. birinin bıraktığı yerden devam etmek/ettirmek
take it from there v. bir duruma göre karar vermek
take it on (oneself) to (do something) v. (bir şeyi yapmayı kendisi) üstlenmek
take it on (oneself) to (do something) v. (bir şeyi yapmayı kendi) üstüne almak
take it upon yourself to do something v. bir şeyi yapma sorumluluğunu kendisi almak
take it upon yourself to do something v. bir şeyi yapmayı kendisi üstlenmek
take it on yourself to do something v. bir şeyi yapma sorumluluğunu kendisi almak
take it on yourself to do something v. bir şeyi kendisi yapmaya karar vermek
take it upon yourself to do something v. bir şeyi kendisi yapmaya karar vermek
take it on (oneself) to (do something) v. (bir şeyi yapmanın) sorumluluğunu (kendisi) almak
take it on yourself to do something v. bir şeyi yapmayı kendisi üstlenmek
take it in the neck [uk] v. paparayı yemek
take it in the neck [uk] v. cezalandırılmak
take it in the neck [uk] v. fırçayı yemek
take it in the neck [uk] v. azar işitmek
take it easy on something v. bir şeyi azaltmak
take it easy on something v. bir şeyi az tüketmek
take it easy on something v. bir şeyi az kullanmak
take it easy on something v. bir şeyi dikkatli tüketmek
take it easy on something v. bir şeyi daha az tüketmek
take it easy on something v. bir şeyi idareli kullanmak
take (one's) word on it v. (birinin) sözüne güvenmek
take (one's) word on it v. (birinin) dediğini/söylediğini kabul etmek